Suriyeli Sığınmacılar ve Türkiye’de Anomi Algısı


Tekin D.

ULUSLARARASI AVRASYA GÖÇ SEMPOZYUMU , Simkent, Kazakistan, 09 Ekim 2018 - 13 Ekim 2019, ss.432-445

  • Basıldığı Şehir: Simkent
  • Basıldığı Ülke: Kazakistan
  • Sayfa Sayısı: ss.432-445

Özet

Suriyeli sığınmacıların Türkiye’ye ilk giriş yaptıkları 29 Nisan 2011 tarihinden itibaren geçen yedi yılı aşkın süreçte, bu hızlı nüfus hareketinin sosyolojik etkileri akademik ilgiyi hak edecek boyutlara ulaşmıştır. Bu araştırmanın konusunu, Türk misafirperverliği ile oldukça zıt bir şekilde gelişen, Suriyelilerin Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ekonomik kaynaklarından Türk vatandaşlarından daha çok yararlanmakla birlikte suç olaylarına daha çok karışarak toplumsal düzeni bozdukları yargısı/önyargısı oluşturmaktadır. Adli istatistikler ışığında ünlü Fransız sosyolog Emile Durkheim’ın anomi teorisinin Türkiye konteksinde geçerliliği incelenecek ve yedi yıllık süreç içerisinde Suriyeli sığınmacıların suça karışma oranları ve işlenen suç tipleri arasında muhtemel farklılıkların toplumsal düzeni bozacak nitelikte olup olmadığı ortaya çıkarılacaktır. Böylece bu yoğun göç dalgasının Türkiye Cumhuriyeti Devleti üzerindeki adli maliyetinin kamuoyunda oluşan ciddiyet algısıyla akademik düzeyde bir karşılaştırması yapılmış olacaktır. 

In the time period over seven years since 29 April 2011 from which Syrian immigrants first entered Turkey, the sociological effects of this rapid population movement has reached such dimensions as to deserve academic attention. The subject of this paper is the judgement/prejudgement, developing in the opposite manner with the Turkish hospitality, that Syrians involve in crime events frequently although they take advantage of economic resources of the Republic of Turkey more than Turkish citizens. The paper examines the validity of the anomie theory of the renowed French sociologist Emile Durkheim in Turkey in light of the official statistics to reveal whether the rate of crime of Syrian refugees in the seven-year period is likely to disrupt the social order. This will enable to compare the judicial costs of this intense wave of immigration with the public perception of the seriousness on an academic level.