M.Akifin Sanata, Sanatın M.Akife Bakışı


MÜRSELOĞLU R.

Türk Dünyasını Aydınlatanlar M.Akif ve Hüseyin Cavid", Baku, Azerbaycan, 01 Mayıs 2013, cilt.1, no.1, ss.379-381

  • Cilt numarası: 1
  • Basıldığı Şehir: Baku
  • Basıldığı Ülke: Azerbaycan
  • Sayfa Sayıları: ss.379-381

Özet

 

 

 

ÖZET

M. Akif, İstanbul’un en yerli ve en yoksul mahallelerinden birinde doğdu (1873-1936) ve yaşadı. Hayatı burada tanıdı ve keşfetti, toplumsal dokuyu burada ve onun bir parçası olarak tanıdı. Bir inanç ikliminin güzelliği ile birlikte toplumun yazılı olmayan mutabakatlarını, modern hayatın yerli ve geleneksel olana nasıl nüfuz ettiğini, hangi çelişkilere, trajedilere yol açtığını, neleri çürüttüğünü, nelerin eskidiğini ve nelerin yenilenmesi gerektiğini bu mahalle hayatında gözlemledi. Yenilenmekle, yerli kalmak, kendi olmak arasındaki tercihlerinin ilk çizgilerini burada idrak etti.

Mehmed Âkif geleneksel edebiyatın olduğu kadar, Batı kültürünün değerleriyle etkileşimi kabul eder, ancak Doğu'ya, ya da Batı'ya öykülenmeye şiddetle karşı çıkar. Çünkü her edebiyatın doğduğu toprağa bağlı olmakla canlılık kazanabileceği ve belli bir işlevi yerine getirmedikçe değer taşımayacağı görüşündedir. Gerçekle uyum içinde olmayı her şeyin üstünde tutar. İçinde yaşanılan toplumun özellikleri göz önüne alınmadan Batılı yeniliklere öykünmenin doğrudan doğruya edebiyata zarar vereceği, "edebsizliğin başladığı yerde edebiyatın biteceği" anlayışına bağlı kalarak "sanat sanat içindir" görüşüne karşı çıkmış, "libas hizmetini, gıda vazifesini" gören bir şiiri kurma çabasına girişmiştir. Bu yüzden toplumsal ve ideolojik konuları şiir ile ve şiir içinde tartışma ve sergileme yolunu seçmiştir. Bütün çıplaklığıyla gerçeği göstermekteki amacı okuyucusunu insanların sorunlarına yöneltmektir. Bu kaygıların sonucu olarak yoksul insanların gerçek çehreleriyle yer aldığı şiirler Türk edebiyatında ilk kez Mehmed Âkif tarafından yazılmıştır

İstiklal marşının yazarı olan M. Akif’in sanata bakışı bu yönde şekillenmişken, sanatımızın M. Akife bakışı nasıl bir yol izlemiş ve izlemektedir? Özellikle dramatik sanatımızın milli ve muhafazakar düşünürümüze bakışı hangi ölçüdedir?  Tebliğimizi bu paradigmadan irdeleyeceğiz.

 

Anahtar Kelimeler: Sanat, edebiyat, inanç, millet, hürriyet.