Osmanlı Toplumu ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Kültürel Yaşamında Ermeniler


Creative Commons License

Kılıç E.

19-20. Yüzyıllarda Türk-Ermeni İlişkileri -Kaynaşma-Kırgınlık-Ayrılık-Yeni Arayışlar-, İstanbul, Turkey, 5 January - 01 May 2015, vol.1, no.10, pp.488-502

  • Publication Type: Conference Paper / Full Text
  • Volume: 1
  • City: İstanbul
  • Country: Turkey
  • Page Numbers: pp.488-502

Abstract

Taş oymacılığı, demircilik, kuyumculuk, mobilya yapımı gibi zanaatlarla, sanatın farklı dallarında zengin bir birikime sahip olan Ermeni kültürü, estetik, form ve motiflerini kendi cemaatlerinin beğenisine sunarken, çoğu kez onları çevreleyen içinde yaşadığı topluma kültürüyle de paylaşarak Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti toplum yapısında etkiler--« kadar etkilemenin de yaşandığı kültür mozaiğinin bir parçası olmuştur.

Ermenilere özgü olarak kabul edilenler kadar ortak etkileşim alanının ürünü olan pıtlar paylaşılan bu coğrafyada Ermeni kültürel kimliğine dair tarihsel ve çağdaş izler taşımanın ötesinde tarihten günümüze gelen çizgide Ermeni kimliği Türkiye toplumu tara­fından açıkça tanınmayı, yeniden adlandınlmayı, canlandırılmayı, bilakis takdir edilmeyi beklemektedir. Örneğin Andres Tietze'nin 1851 'de Ermenice harflerle basılan ve Osmanlı topraklarında ilk Türkçe roman olarak belgelenen Akabi Hikayesi Türkiye Ermenilerinin kültür ve edebiyat alanında günümüze bıraktığı ilginç miraslardan biridir. 14. yy.'dan 19 yy.'a kadar süren bu dönemde yayılan Ermeni harfli Türkçe yazma eserlerin din, edebiyat tarih, ziraatçılık gibi çok çeşitli konularda. İstanbul başta olmak üzere Diyarbakır, Tokat, Erzurum, Van. Sivas gibi Anadolu illerinde ve hatta Eçmiadzin. Kırım ve Astrakhan'a değin uzanan geniş bir Ermeni yerleşim coğrafyasında kaleme alınması bu konuda göz önünde bulundurulması gereken önemli bir gerçektir. Yine Cumhuriyet döneminde eserleri Türkçeye çevrilen Ermeni yazarlardan Zaven Biberyan (1912-1984), 1940'ların sonuna doğru modern şiir ve öyküleriyle ortaya çıkan ve Buzdolabı" oyunu şehir tiyatrolarında oynanan Antan Özer, Marmara gazetesi başyazarı Rober Haddeciyan. klasik Ermeniceyi bilen ender isimlerden Vart Şigaher, Arto Cümbüşyan, öykü yazan ve gazeteci Yervant Gobelyan İstanbul'daki Batı (Türkiye) Ermeni edebiyatının önemli isimleridir. 2007'de vefat eden ve sadece Batı Ermeni edebiyatının değil, dahil çevrildiği sayısız dillerin de şair ustası Zahrad (Zareh Yıldızcıyan) ise özel ve evrenseI bir değer olarak anılmaktadır. Cumhuriyetin ilk dönemlerinde doğan bu yazarların an günümüz genç kuşak Ermeni edebiyatçılarının (örneğin Karin Karakaşlı, Jaklin Çelik. Kevork Krikoryan. Markar Esayan) eserlerini bir çevirmene ihtiyaç duymaksızın olarak sunmaları ve geniş bir topluma ulaştırabiliyor olmaları ortak kültür yaşamında ne denli kaynaşmış olduğumuzun apaçık bir göstergesi olarak karşımızda durmaktadır. Cumhuriyetin ilk dönemlerinden itibaren Türkçe dilbilim çalışmalarına önemli katkı sağlamış olan. bilgisi ve Türkçenin sadeleştirilmesi konusundaki görüşleriyle Mustafa Atatürk'ü etkileyen. Türkiye'de daha çok 1935'te aldığı Dilaçar soyadıyla bilinen Hagop Martayan (1895-1979) da anılması gereken önemli isimlerdendir. Özetle bu açıdan bakıldığında tiyatro, müzik, mimari ve diğer güzel sanatlar alanında Ermenilerinin gurur duyduğu ve kimliklerini serdetme vesilesi doğuran kültürel katkıların ana hatlarıyla hatırlanması bu sempozyumun çıkış noktası olarak kabul gören kırgınlık ve ayrılıkların ötelenmesinde, kaynaşma ve yeni arayışların inşasında önemli bir yapı taşı olacaktır kanaatindeyim. Çünkü Ermeni halkının Osmanlı toplumu ve Cumhuriyet Türkiyesi'nin kültürel yaşamına yaptığı hizmetler ve iki farklı kültürel dünyanın birbirleriyle kesişmek suretiyle kültürel üretime katkıda bulundukları gerçeği ancak bu şekilde biraz daha aydınlanacaktır.