Total diz protezi sonrası gelişen diz çıkığı vakalarında revizyon cerrahisi uygulamalarımız


Akkaya M., Türkmen I., Berkem L., Özkan K.

29. Ulusal Türk Ortopedi ve Travmatoloji Kongresi, Antalya, Türkiye, 22 - 27 Ekim 2019, ss.124

  • Basıldığı Şehir: Antalya
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.124

Özet

Amaç: Diz protezi sonrası çıkık gelişmesi, instabilitenin en ağır formudur. Operasyon sonrası geçen zamana göre erken veya geç; diz hareketlerine göre fleksiyon, ekstansiyon, global instabilite şeklinde sınıflandırmalar mevcuttur. Amacımız bu ciddiyette instabilitesi olan vakaların menteşeli protezle tedavi yönetimimizi ve sonuçlarını paylaşmaktır. Diz protezi çıkığı komplikasyonlar arasında nadir anca Yöntem: Çalışmamızda İstanbul Medeniyet Üniv. Göztepe E.A.H.’ne başvuran 2 adet total diz protezi sonrası çıkık olgusunu değerlendirdik. Hastaların, daha önce primer diz protezlerinin çıkığı nedeniyle dış merkezde revizyon diz protezi öyküsü mevcuttu. Hastaların ikisi de kadındı. 69 yaşında olan ilk hastaya 2016 yılında dış merkezde bilateral total diz protezi, 2018 yılında çıkık sonrası sol total diz protezi revizyonu; 80 yaşında olan ikinci hastaya dış merkezde 2012 yılında bilateral total diz protezi, 2018 yılında çıkık sonrası sağ revizyon diz protezi uygulandığı öğrenildi. Sırayla fizik tedavi uygulaması ve düz yolda düşme travması sonrası şikayetleri başlayan iki hastanın da muayene ve görüntüleme yöntemleri sonucu global instabiliteye bağlı geç dönem posterior diz protezi çıkığı tespit edildi. Hastaların çıkık öncesi ağrı, güçsüzlük, efüzyon ve merdiven çıkma güçlüğü mevcuttu. Nörovasküler problemi olmayan hastalara acil redüksiyon denenmedi. Hastalar anestezi hazırlıkları tamamlanınca revizyon artroplastisi için operasyona alındı. İki vakada posterior stabilize diz protezi mevcuttu. Medial kollateral ligaman rüptürü olan hastalara rotasyonel menteşeli diz protezi uygulandı. Bulgular: Hastalarda postoperatif dönemde rekürrens, enfkesiyon, ekstansiyon kısıtlılığı gibi komplikasyonlar gözlenmedi. Hastalardan birine tuberositas tibia osteotomisi de yapıldı. İki vakanın sonucu benzer ve mükemmel olarak değerlendirildi. Hastaların takibi devam etmekle birlikte herhangi bir stabilizasyon problemi yaşanmadı. Çıkarımlar: Global instabilite fleksiyon ve ekstansiyon aralığında kayıpla birlikte, instabilitenin diz hareketlerinin her planında açıkça görüldüğü bir durumdur. Global instabilitenin en sık nedenleri polietilen aşınması, implant migrasyonu, motor disfonksiyon ve ekstansör mekanizmanın bozulmasıdır. Bu durumları önlemek için postop dönemde hastaları gerekirse immobilizer cihazlar kullanarak travmaya karşı korumak ve kas kuvvetlendirici egzersizler uygulamak gerekmektedir. Hastaların fonksiyonel beklentiler