ÇOK SESLİ BİR TRAJEDİ: DÖŞEĞİMDE ÖLÜRKEN


Creative Commons License

Sağlam Can E., CAN M.

The Journal of International Social Research, cilt.11, ss.172-178, 2018 (Diğer Kurumların Hakemli Dergileri)

  • Cilt numarası: 11 Konu: 60
  • Basım Tarihi: 2018
  • Dergi Adı: The Journal of International Social Research
  • Sayfa Sayısı: ss.172-178

Özet

Amerikan İç Savaşı’ndan (1861-1865) otuz iki yıl sonra, aristokrat bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen William Faulkner, Amerika’nın Güney bölgesinin uğradığı çöküntüye ve yenilginin telafi edilemeyen izlerine ömrü boyunca şahit olmuştur. İç savaşın Güney’e bıraktığı tahribatı anlatmanın, insanlığın faciasını anlatmak anlamına geldiğini düşünen Faulkner’a göre asıl önemli olan, insandır; düşüncelerden ziyade insan kalbidir. Bu sebeple eserlerinde insanı ve “yaşayamamanın acısını” anlatmış, bunu yaparken de elindeki yegâne aracı, tanıdığı bölgeyi kullanmıştır. Faulkner, 1930 yılında yayımladığı Döşeğimde Ölürken adlı eserini, Bundren ailesinin ölü annelerini Jefferson’a defnetme çabası üzerine kurmuştur. Roman anlatının unsurları bağlamında değerlendirildiğinde; gerçekliği tüm boyutlarıyla aktarmayı ve insan gerçeğine nüfuz etmeyi amaçlayan Faulkner’ın, bu eseriyle, yapı ve içeriğin bir bütün olduğunu düşünerek evrensel bir senteze ulaşmayı amaçladığı tespit edilmiştir. 

William Faulkner, born into an aristocratic family thirty-two years after the American Civil War (1861-1865), has witnessed throughout his lifetime the collapse of the South region of America and irreparable traces of the defeat. According to Faulkner, who has thought that explaining the destruction that the civil war has left to the South means describing the catastrophe of humanity, the most important thing is human and human hearts, rather than thoughts. For this reason, in his works, he has told about the humans, especially the pains of humans who are incapable of live. Faulkner has built As I Lay Dying, published in 1930, on the effort of Bundren family who wants to bury their dead mother to Jefferson. When the novel is evaluated in the context of the narrative elements, it is determined that Faulkner, who has aimed to convey the reality with all dimensions and to understand the human reality, has reached a universal synthesis in this novel by thinking of the fact that there is an integrity between structure and content.