Büyük Sahra'da Son Osmanlı Tebaası Tevârikler


Creative Commons License

TANDOĞAN M.

Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 2018

  • Basım Tarihi: 2018
  • Yayın Evi: Türk Tarih Kurumu Yayınları
  • Basıldığı Şehir: Ankara

Özet

Kendilerine özgü hayat biçimleriyle Büyük Sahra’nın diğer kabile ve kavimlerinden ayrılan Tevârikleri ve bu kabilelerin stratejik konumlarını, Osmanlı Devleti’yle olan münasebetleri bağlamında kapsamlı bir değerlendirmeye tâbi tutan bu çalışma, yaşadıkları coğrafyanın da verdiği imkânlarla bu mülessimûn kabilelerin Kuzey’den Güney’e uzanan Sahra merkezli Afrika siyasi tarihine ilişkin asırlardır süregelen hâkimiyet mücadelelerine ışık tutmaktadır. Osmanlı Devleti, kurmuş olduğu sağlam bağlarla kıta Afrika’sında yaşayan yerel halkları, yüzyıllar boyunca idare etmiş ve bu zaman zarfında bölge halkları ile Osmanlı yönetici sınıfı arasında büyük yakınlaşmalar oluşmuştur. Tevârik kabilelerinin mahalli unsurlarla ve Nijer yayında kurulan sultanlıklarla tarihsel süreç içerisinde girdiği siyasî, dinî, iktisadî ve sosyo-kültürel etkileşimi, asırlardır kendi doğal seyrinde devam ederken, 1830 yılında Fransa’nın Cezayir’e yerleşmesi ve burayı üs edinerek Sahra’ya doğru açılması günümüze uzanan problemler yumağının oluşmasındaki temel nedendir. Zira modern sömürge anlayışını temsil eden bu yeni güç, bölgeyi tam anlamıyla gelenekten koparmış ve çekişme alanına dönüştürmüştür. Buna karşın, Osmanlı Devleti’nin kıtanın mevcut yapısını korumaya yönelik Trablusgarp merkezli gayretleri yanında Kuzey Tevârikleri’nden Ezgarların Osmanlı tâbiiyetini kabul etmesi, Fransızların kuzeyden güneye inmelerinde önemli bir engel teşkil etmiştir. Ayrıca Osmanlı Devleti’nin bölgedeki diğer dayanağı Senûsiyye hareketi, devlet desteğiyle görünürlüğünü arttırarak, 19. yüzyılın ikinci yarısından beri Trablusgarp hinterlandındaki etki sahasını genişletmiş ve Sahra’daki açtığı zaviyelerin de gücüyle Hıristiyanlığa karşı sert bir mukavemet hattı tesis etmiştir. Bu sayede Türkler, Fransız nüfuzuna karşı sadece manevi destek elde etmemiş, aksine Sahra toplumlarını “Senûsi Kardeşliği” çatısı altında örgütleyerek Fransızların karşısına dikilmiştir. Bu yönüyle 19. yüzyıl Afrikâ-yi Osmanî’sinde sömürgeci güçlere karşı sürdürülen birçok irili ufaklı direnişe şahit olunmuştur. Bu mücadele süreci, 13 Aralık 1916 tarihinde Güney Tevârikleri’nin öncülüğünde Agades (Nijer) cephesinde sembolleşmiş ve 1922 yılına kadar mahalli unsurların Türklerle yekvücut olmasıyla devam ettirilmiştir. Osmanlıların Afrika’nın yerli unsurlarıyla sürdürdükleri müşterek faaliyetler, her ne kadar Batılıların yayılmacı politikasını engellemekte muktedir olamasalar da sömürgecilere ciddi zararlar verdirerek söz konusu işgalleri geciktirmişlerdir. Bu mücadele sürecinde de bölge halkı, Osmanlı’ya bağlı kalmayı tercih etmiştir. Bu yönüyle Osmanlı Devleti’nin, bölgeden çekilirken Senûsiler eliyle mahalli idarecileri mükemmel sûrette örgütleyerek gerçek manada bir direniş süreci başlattığını ve Fransa’nın Büyük Sahra, Batı ve Merkezî Sudan’daki işgal politikalarına karşı mücadele noktasında mutlak manada bir başarı kazandığını söylemek mümkündür.