İkidillilerde Dil Yıpranmasının Dil Eğitimi Açısından Değerlendirilmesi


Tiryakiol S.

III. International Congress of Bilingualism Studies and European Turks, İstanbul, Turkey, 28 - 29 May 2021, pp.42

  • Publication Type: Conference Paper / Summary Text
  • City: İstanbul
  • Country: Turkey
  • Page Numbers: pp.42

Abstract

Bu çalışma iki dillilik sürecinde her iki dilde meydana gelen değişimleri ve bu değişimlerin işaret ettiği pedagojik uygulamaları konu edinmektedir. İki dillilik kelime anlamı itibariyle iki farklı dilde eşit derecede yetkinliği çağrıştırsa da bu tür bir iki dilliliğin gerçek hayatta bir karşılığı yoktur. Her iki dilde de eşit beceri göstermek teorik olarak mümkünse de kişiler nadiren aynı bağlam ve aynı dil alanlarında her iki dili de aynı yetkinlikte kullanırlar. Bu yüzden dil öğrenme/edinme eylemi kategorik değil, bir süreç olarak düşünülmelidir. Bu anlamda dil edinme/öğrenme süreci basit bir formülle şu şekilde ifade edilebilir (Valdes 2001’den uyarlanmıştır): Tek Dil A Tek Dil B A AB AB BA BA BA B Bu formüle göre A ile B tek dilleri arasında herhangi bir noktada bulunan bütün bireyler iki dilli olarak kabul edilebilir. Her ne kadar iki dillilik literatürde her iki dildeki yeterlilik düzeyine, anlama ve anlatma becerilerindeki yetkinlik durumuna, dilin edinildiği yaşa, dilin zihinde düzenlenmesine, dilin durumu ve öğrenme çevresine, ikinci dili edinirken birinci dilin korunup korunmamasına göre sınıflandırılsa da iki dillilik aslında her iki dilin kesintisiz etkileşiminin adıdır. Bu noktada iki dilin etkileşiminden doğan dil yıpranması dillerde meydana gelebilecek dilbilimsel ve psikolojik değişimlere yönelik incelemeye değer veriler sunmaktadır. İki dillilerin D1’lerinde, baskın olan D2’den dolayı meydana gelen yıpranmalar iki dillilere yönelik uygulanacak eğitim politikaları ve hazırlanacak öğretim materyallerinde de önem arz etmektedir. Bu nedenle bu çalışma iki dilin etkileşime girmesi neticesinde dillerde meydana gelen yıpranmalara odaklanmaktadır. Bu amaçla dil yıpranması üzerine olan literatür taranarak Türkçenin farklı dillerle etkileşimi neticesinde yaşanan dil yıpranmaları ortaya konulmuştur. Bununla birlikte farklı diller üzerine yapılan çalışmaların işaret ettikleri yıpranmaya maruz kalan dil alanları da listelenmiştir. Son olarak bu yıpranmalar nedenleri ile birlikte ortaya konularak dil eğitiminde meydana getirdikleri pedagojik değişimlere dikkat çekilmiştir. Sonuç olarak dil yıpranması üzerine yapılan çalışmalar dillerin aynı zihinde sürekli olarak rekabet hâlinde olduğunu göstermektedir. Dil yıpranması zihindeki dille ilgili işlemleme süreçlerinin doğal bir sonucu olsa da her iki dili de destekleyerek yıpranmayı en aza indirmek mümkündür. Bunun için ülkelerin dil politikalarının ve eğitim sistemlerinin iki dilliliği destekleyecek şekilde oluşturulması gerekmektedir. Yıpranma literatürüne bakıldığında yıpranmanın ilk nesilde D1 ile ilişkinin azalmasından dolayı başladığını ikinci ve üçüncü nesilde ise ilk nesilde görülen yıpranmanın da etkisi ile tamamlanmamış bir D1 edinimi gerçekleştiği görülmektedir. Bunun için iki dilliler için yapılacak eğitim planlamaları yalnızca ikinci ve üçüncü nesil çocukları değil, ebeveynleri de kapsamalıdır. Diller ev, okul, iş gibi çok çeşitli bağlamlarda kullanılmaktadır. D1 ile olan bağ hangi alanlarda kesintiye uğradı ise D1 yıpranması da en çok o alanlarda görülmektedir. Bunun için dillerin zayıfladığı alanlar tespit edilerek D1 yıpranmasının önüne geçilebilir. D1 yıpranması gerçekleşmişse de yıpranan alanlara yönelik eğitimsel uygulamalar gerçekleştirilebilir. D1 yıpranması en az D1 kod değiştirmenin mümkün olmadığı profesyonel amaçlarla kullanıldığında görülmektedir. Bundan dolayı iki dilliler için hazırlanacak eğitim ortamları kod değiştirmeyi en aza indirmelidir. Hafta sonu okullarında düzenlenecek etkinlikler öğrencileri Türkçeyi profesyonel ortamlarda kullanmaya hazırlamalıdır