Hasta Tasarrufları Bağlamında Tıbbi Vasiyet ve Tedbir Vekaletinin Türk -Alman Medeni Hukuku Bakımından Değerlendirilmesi ve Bazı Sonuçlar


Ürem Çetinel M.

3. Uluslararası Tıp Hukuku Kongresi,, Antalya, Turkey, 9 - 12 October 2019, vol.3, pp.567-595

  • Publication Type: Conference Paper / Full Text
  • Volume: 3
  • City: Antalya
  • Country: Turkey
  • Page Numbers: pp.567-595

Abstract

Alman Medeni Kanunu (BGB) m. 1901a f. 1 uyarınca hasta tasarrufunda bulunulabilmesinin şartları düzenlenmiştir. Alman doktrininde hasta tasarruflarının içeriğini kişinin serbestçe belirleyebileceği kabul edilmektedir. Yapılacak düzenleme genel olabileceği gibi, yalnızca bazı müdahaleleri yasaklama şeklinde (ör: kan verilmesini, belirli ilaçlarla tedaviyi veya serumla beslenmeyi yasaklama gibi) olabilir. Türk hukukunda kişinin hayatı, sağlığı ve vücut bütünlüğü üzerinde tasarrufta bulunması kişilik hakları üzerinde tasarruf olarak kabul edilmektedir. Bu tasarrufun geçerli olabilmesi için kişinin yapılacak müdahaleye rıza vermesi gerekir.

Hasta tasarrufları altında yer alan tıbbi vasiyetin kapsamının belirlenmesi konusunda ise bize BGB m. 1901 f. 1 yol gösterecektir. Tıbbi vasiyet yoluyla hastaya ileride kendisi üzerinde uygulanacak tıbbi tedavilerin neler olduğunu belirleme, çeşitli tedavileri önceden red veya kabul ederek hastalığın verdiği acıyı azaltma ve belki ortadan kaldırma imkanı sunulmaktadır. Buna karşılık Türk hukukunda tıbbi vasiyete ilişkin özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Tıbbi vasiyetin hukukumuzda kabul edilip edilemeyeceği meselesinde ise TMK m. 23 kapsamında bir değerlendirme yapılmalıdır. Tıbbi vasiyet “kişinin ileri bir tarihte kendisine yapılması veya yapılmamasını istediği tedavi ve tetkikler anlamında karar vermesi”nden ibarettir. Fakat kişi bu yönde iradesini açıklarken aynı zamanda kişilik hakkına dahil değerler üzerinde tasarrufta bulunmaktadır. Öyle ki yapacağı tasarruf kişinin yaşamını yitirmesi ile sonuçlanabilecektir. Daha önce ifade ettiğimiz gibi kişinin yaşam hakkı hukukumuzda kişinin kendisine karşı da korunmaktadır.

Hasta tasarrufları bağlamında bir diğer kurum ise, Alman hukukunda düzenlenmiş olan tedbir vekaletidir. Alman hukuku 01.01.1992 yılında yürürlüğe giren Alman Himaye Kanunu (Betreuungsgesetz) ile kişinin henüz ayırt etme gücüne sahip olduğu dönemde ileride kaza, hastalık veya yaşlılık sebebiyle ayırt etme gücünü yitirmesi veya yardıma muhtaç duruma düşmesi durumunda kendisine yardım edecek kişiyi, kendisinin belirleyebilmesine izin vermiştir. BGB m. 662’de düzenlenen ve tedbir vekaleti (Vorsorgevollmacht) olarak anılan bu vekalet türünün Türk hukukunda yasal düzenlemesi bulunmamaktadır. Türk hukuku bakımından TMK m. 405 vd. ve TBK m. 513 f. 1 hükümleri ele alınmalıdır. Anılan hükümlerin beraber değerlendirilmesi sonucu kişi Alman hukukundakine benzer şekilde bir kişi adına tedbir vekaleti düzenlemiş olsa bile kişinin ayırt etme gücünü kaybetmesi durumunda daha önce düzenlediği vekaletname geçersiz olur ve ayrıca kişinin içinde bulunduğu durum bir kısıtlama sebebi teşkil eder. Alman hukukundaki tedbir vekaletnamesi ile amaçlanan sonuca Türk hukukunda bir vekaletname düzenlemek yoluyla ulaşılması da mümkün görünmemektedir.  Kişinin hastalanması durumunda hastane işleri (ör: hastanedeki evrak işleri) ile ilgilenmek üzere bir kimseye vekalet verilmesi ise mümkündür. Ancak bu durumda tedbir vekaletinin konusu tıbbi vasiyetin konusundan farklıdır.