Özal’ın Dış Politikası: Uluslararası Siyaset, Değişim ve Süreklilik


Creative Commons License

KURT V.

Muhafazakar Düşünce, ss.157-172, 2018 (Diğer Kurumların Hakemli Dergileri)

  • Basım Tarihi: 2018
  • Dergi Adı: Muhafazakar Düşünce
  • Sayfa Sayıları: ss.157-172

Özet

Bu çalışma Özal dönemi Türk dış politikasındaki
dönüşüme odaklanmaktadır. Özal’ın dış
politika karar ve uygulamalarını birey, devlet
ve sistem düzlemlerinden faydalanarak konu
edinmektedir. Bir karar verici olarak Özal’ın
sergilediği dış politika anlayışı ve aktivizmi
diğer iki faktör çerçevesinde tartışılmakta ve
yerleşik bürokrasi ile uluslararası sistemin
sahip olduğu kısıtlayıcı etkiler ve taşıdıkları
potansiyel avantajların Özal tarafından nasıl
kullanıldığını analiz etmektedir. Çalışma, Özal
döneminde dış politika alanında önemli değişimlerin
yaşandığını kabul etmekte ve fakat bu
değişimi tekil olaylar üzerinden göstermek yerine
değişimi farklı parametreler etrafında bütüncül
bir çerçevede açıklama iddiasındadır.
1983-1990 arasında Özal’ın uluslararası siyasetin
yumuşayan atmosferini ekonomik çıktılara
tahvil etmeye dönük ve kısmen özerk bir dış
politika çizgisi izlediğini, 1990 sonrasında ise
ABD’nin hegemon rolü çerçevesinde gerçekçi
kararlara imza attığı söylenebilir. Özal’ın bu
dönemki söylem ve icraatları SSCB’nin dağılması
ile birlikte Soğuk Savaş’ın sona ermesi
ve ABD’nin dünya siyasetinde hegemon bir
pozisyona evrilmesi ile doğrudan ilişkilendirmektedir.

This article focuses on the transformation of
Turkish Foreign Policy under Turgut Özal administration
by using lidership, state and international
system as level analysis. I assume
that, traditional bureaucracy restricted Özal in
his foreign policy desicions, but international
environment was used as a leverage by Özal.
All changes in foreign policy under Özal leadership
were considered as the consequences of
the interactions of these levels. In this regard,
Özal, during his first term inpower, made an effort
to benefit from a proactive foreign policy in
economic area but did not turn bureaucracy’s
primacy on the security issues, into a problem.
Since he consolidated his power he made his
desicions considering the US supremacy role
in international politics.