Şiirden doğaçlamaya güftenin nağmeyle sarmalı: Osmanlı-Türk müziğinde gazel icrası


Dural S.

Eski Türk Edebiyatı Çalışmaları XI Gazelden Gazele: Dünün Şiirine Bugünden Bakışlar, Hatice Aynur, Editör, Klasik Yayınları, İstanbul, ss.266-284, 2016

  • Basım Tarihi: 2016
  • Yayınevi: Klasik Yayınları
  • Basıldığı Şehir: İstanbul
  • Sayfa Sayıları: ss.266-284
  • Editörler: Hatice Aynur, Editör

Özet

Gramofonun İstanbul‟a gelmesiyle birlikte başlayan ilk plak kayıtları müziğin metalaşma sürecine ivme kazandırmıştır. Bu plak kayıtları aynı zamanda Hâfız Âşir (ö. 1937), Hâfız Şaşı Osmân (ö. 1935) gibi hâfızların; Ûdî Nevres Bey (ö. 1937), Tanbûrî Cemîl Bey (ö. 1916) gibi sâzendelerin şöhretlerini imparatorluğun birçok yerine yaymalarına zemin hazırlamıştır. Tabii tüm bu isimler arasında ayrıcalıklı bir yere sahip olan Tanbûrî Cemîl Bey‟in dinlediği ilk andan itibaren büyüsüne kapıldığı ve onunla zaman zaman bazı meşklerde bulunduğu Hâfız Sami‟nin (ö 1943) icraları dinleyiciler arasında geniş talep uyandırmıştır. Hâfız Sami ve diğerleri dikkate alındığında bu ilginin nedensiz olmadığı anlaşılmaktadır. Bu süreçte; elimizde on yedinci ve on sekizinci yüzyıldan itibaren kayda geçirilmiş olan saz müziğine dair repertuvarı olmakla birlikte, her şeyden önce söz müziğinin önceliğinde şekillenmiş olan Osmanlı-Türk müziği içerisinde, özellikle serbest icraya dayalı gazeller ve gazelhanlar yeni oluşan müzik piyasasının en önemli aktörlerinden birine dönüşmüştür. Bunun yanı sıra Tanzimat hatta daha öncesinde başlayan Batılılaşma akımıyla birlikte müziğin dönüşümü, icra platformlarındaki değişim, devletin himayesini gittikçe kaybetmeye başlayan müzik anlayışının form ve içerik olarak zamana uyumu piyasa koşullarında yeni türlerin gelişimine olanak sağlamıştır. Büyük formların ve usûllerin yerlerini daha küçük formlara ve usûllere bırakması, güftelerin divan edebiyatındaki sanatsal ifadeye sahip örneklerinden uzaklaşarak, bağlamsal koşullar dâhilinde anlaşılabilecek bir yapıya dönüşmesi şarkı ve gazel gibi formları öne çıkarmıştır. Bununla birlikte özellikle saz müziğindeki taksîm formunun insan sesindeki karşılığı olan ve tamamen bireysel doğaçlamaya dayalı gazel popüler bir form olarak tutunmuştur. Kısacası tarihsel ve bağlamsal şekilde anlamlandırılmış olan gazel, on dokuzuncu yüzyıl sonu ve yirminci yüzyıl başında oldukça popüler bir niteliğe bürünmüştür.