Evaluation of the Use of Non-Consensual Video-Audio Records and Communication Materials Presented as Evidence in Divorce Cases from the Criminal Law Perspective


Tunç K.

Ceren Damar Şenel II. genç Bilim İnsanları Sempozyumu , Ankara, Turkey, 4 - 05 November 2021, pp.643-654

  • Publication Type: Conference Paper / Full Text
  • City: Ankara
  • Country: Turkey
  • Page Numbers: pp.643-654

Abstract

Sharing video-audio records and communication materials taken without consent of the other parties may cause violation of communicational secrecy (Art 132 TPC), tapping and recording of conversations between the individuals (Art 133 TPC) and violation of secrecy of private life (Art 134 TPC). Turkish Court of Cassation tends to consider sharing video-audio records and communication materials taken without consent legal by using mainly the three criteria. In order these materials to be considered as lawful, the relevant materials shall have been taken for the purpose of preserving evidence and proving the claim in the divorce case, the materials shall not be shared with thirds parties outside the court and the person shall not be aware of the illegality of her/his act. In some decisions, Turkish Court of Cassation finds the material used as evidence for divorce case legal even though the relevant evidence does not comply with these criteria.

This study examines how Turkish Court of Cassation approaches similar evidences presented in divorce cases differently by explaining the criteria used and their application.

Rıza dışında alınan görüntü-ses kaydı ve haberleşme içeriklerinin paylaşılması kural olarak TCK m.132’de düzenlenen haberleşmenin gizliliğini ihlal, TCK m.133’de düzenlenen kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması veya TCK m.134’te düzenlenen özel hayatın gizliliği suçları kapsamında ele alınmaktadır. Yargıtay, rıza dışı alınan görüntü-ses kaydı ve haberleşme içeriklerinin boşanma aşamasında mahkemeyle paylaşılması durumunu hukuka uygun bulma eğilimindedir. Mahkeme bu durumun hukuka uygun kabul edilebilmesi için ağırlıklı olarak üç ölçüt kabul etmiştir. Bu kayıtların hukuka uygun kabul edilebilmesi için ilgili kaydın, delil muhafazası ve boşanma davasında iddiasını ispat etme amacıyla alınmış olması, kaydın mahkeme dışında başkalarıyla paylaşılmaması ve kişinin bunu yaparken hukuka aykırılık bilinci taşımaması gerekir. Yargıtay’ın bazı kararlarında, bu ölçütlere uymayan delillerin dahi hukuka uygun olarak kabul edildiği gözlemlenmektedir.

Çalışmamızda, Yargıtay’ın boşanma davalarında sunulan benzer delillere ne şekilde farklı yaklaştığı -kullanılan ölçütleri ve bunların uygulanmasını açıklamak suretiyle- örnek kararlarla ayrıntılı bir şekilde ele alınmaktadır.