The Concept of Determinate Negation in Hegelian Dialectic


Creative Commons License

Özcangiller İ. B.

Uluslararası IX. Mantık Çalıştayı, Mardin, Turkey, 18 - 19 April 2019, no.9, pp.582-583

  • Publication Type: Conference Paper / Summary Text
  • City: Mardin
  • Country: Turkey
  • Page Numbers: pp.582-583

Abstract

Hegel için felsefenin amacı doğruluktur. Ancak felsefede amacın doğruluk

olarak belirlenmesi Hegel’in bir yeniliği değildir. Hegel’in yeniliği, felsefenin

amaç edindiği doğruluğun elde edildiği, gerçekleştiği sistemdir. Doğruluğun

içinde var olduğu sistem bilimsel sistemdir, yani mantık bilimidir. Mantık biliminin

özelliği, organik bir birlik sergilemesidir. Bu sistemde olumsuz olan şey

aynı zamanda olumludur ve bu sebeple tamamen yanlış diye soyut hiçliğe gitmez.

Mantık bilimi, parçalarının birbirleriyle karşılıklı dinamik ve akışkan bir

ilişki içerisinde olduğu canlı bütündür. Bu durumda mantık biliminin hareketi,

ilerleyişi kendi içinden gerçekleşir, dışarıdan bir hareket ettiriciye gerek yoktur.

Hegel, mantık bilimindeki tüm kategoriler ya da düşünce belirlenimlerinin ilerleyişinin

kendi içinden olmasının sebebini diyalektiğe bağlar. Hegel’in bunu

yapmasındaki sebep, mantık bilimini hem içeriğe kayıtsız olan (Aristoteles’in)

formel mantık anlayışından, hem de karşıtlıkları ortaya koyup bunlar arasındaki

ilişkiyi çözemeyen (Kant’ın) transendental mantığından ayırt etmektir.

Bunu yapma amacı da önceki iki mantık çeşidinde yöntem ve içerik arasında

ilişki kurulamadığını gösterip, kendi geliştirdiği diyalektikte ise yöntem ile

içeriğin ilişkisini ortaya koymaktır.

Kendi mantık bilimini diğer mantık öğretilerinden ayırt ettikten sonra, diyalektiğini

de Platoncu diyalektikten ayırt eder. Hegel diyalektiğini üç aşamalı

olarak kurar. Bu aşamalardan ilki olumsuz (negare), ikincisi olumlu ya

da Hegel’in ‘aynı anda olumsuzlama ve muhafaza etme’ olarak tanımladığı

(conservare), ve üçüncü aşama ise yükselme olarak da adlandırabileceğimiz

(elevare) aşamasıdır. Bu üç aşamalı diyalektiğin en önemli özelliği yalnızca

bir karşıtlık ve bir sınır olarak belirlenim üretmek yerine, aynı zamanda olumlu

içeriği ve bu belirlenimin sonucunu üretmeye ve sıkıca tutmaya bağlı olmasıdır.

Mantıksal kavramların gelişimi ve içkin ilerlemesini gerçekleştiren tam

da bu olumlu yandır. Hegel yalnızca olumsuzda kalmayıp, olumsuzun içindeki

olumluyu da ortaya çıkaran diyalektik ilkeyi belirlenimli olumsuzlama olarak

adlandırır.

Hegel, Mantık Bilimi’nde, bilimsel ilerlemenin gerçekleşmesi yada mantık

kategorilerinin kendi içinden ilerleyebilmesi için gerekli olan tek şeyin,

olumsuzun bir o kadar da olumlu olduğu mantık ilkesinin tanınması olduğunu

söyler. Bu sebeple Hegelci diyalektiğin en önemli kavramı belirlenimli olumsuzlamadır. Bu, kendisini ortadan kaldıran belirli bir içeriğin olumsuzlamasıdır.

Bu olumsuzlama şekli bir öncekinden daha yüksek ve zengin olan yeni

bir kavramı doğurur. Bu yeni kavramın daha yüksek ya da zengin olmasının

nedeni, bir öncekini olumsuzlayıp içermesi ve sonuçta hem kendisinin hem de

karşıtının birliği olmasıdır.

Hegel, kendi diyalektiğine ait olan belirlenimli olumsuzlama ilkesi ile

eleştirmiş olduğu formel mantık ve transendental mantığı aşmaya çalışır. Ve

böylece, düşünce belirlenimleri ile varlık kategorilerini, bir başka deyişle,

yöntem ve içeriği spekülatif düşünce biçiminde birleştirmeyi hedefler. Bunu

yaparken içeriğin yöntemden bağımsız olmayıp, bizzat yöntemin kendisinden

doğduğunu göstermeyi amaçlar. Bunu da mantık biliminde kavramların nasıl

kendi içlerinden doğduğunu ve karşıt gibi görünen kavramların aslında nasıl

birbirlerine bağlı olduklarını göstererek yapar. Ve kavramların bu ilerleyişini

de belirlenimli olumsuzlama ilkesini kullanarak gerçekleştirir. Bu makalede,

Hegel’in mantık bilimdeki kavramların ilişkisi, diyalektiğin belirlenimli

olumsuzlama ilkesine dayalı olarak varlık, hiçlik ve oluş kategorileri çerçevesinde

gösterilecektir.