Porselen Yapımı: Politikanın Yeni Bir Grameri İçin (Antonio Negri)


Creative Commons License

Koytak M. E.

MonoKL Yayınları, İstanbul, 2013

  • Basım Tarihi: 2013
  • Yayınevi: MonoKL Yayınları
  • Basıldığı Şehir: İstanbul

Özet

Öznelligin politik insasina (veya daha dogrusu politik öznellik üretimine, yani çokluk-yapmaya) karsilik düsen uzun güzergah bizim “fakirlik” dedigimiz bir paradokstan baslar. Fakirlik derken, fiziki ve maddi yoksunlugu, yani basitçe mahrumiyet durumunu degil, eksiklikleri ve mahrumiyetleri telafi etmek için iliskiler ve isbirlikleri gelistirme ihtiyacinda olma olgusunu kastediyoruz.Gerçekten de ortak bir öznellik üretimi süreci bize göre iki temel gücün iliskilenmesi yoluyla mümkündür. Birinci kuvvetten az evvel bahsettik: Klasik bir metaforla buna “fakirligin gücü” diyebiliriz. Bu belli bir zamanda beliren ontolojik bir devamsizlik yoluyla kendini ortaya koyan bir kuvvettir: Bu, egilimsel olarak mutlak bir yoklugun, güce açilan bir ihtiyacin, artik baskilanamayan bir arzunun zamanidir. Fakirligin gücü o halde, insanlik durumunun aslen hazir ve yatkin oldugu kategorilerin üzerinden siçramanin gücüdür. Bu siçrama daha önce görme firsati buldugumuz üzere zaman zaman boslukta ve bosluk üzerinde gerçeklesebilir: Elbette bir riske girmek anlamina gelir fakat, her durumda, hayal edilebilir hayat ve/veya özgürlük tercihleri bütününü kendi içinde tasir.Sonuç itibariyla fakirlikten ortak olanin ontolojik insasina sevk eden artzamanli, geçici bir güzergaha ihtiyaç vardir. Spinoza, cupiditas’in (ask, yani öznenin, eger fakirse içinde tasidigi güç gelistirme arzusu olarak) conatus’a kiyasla (fakirlik, kendi hayatini korumaya dair asli girisim), devamliligini göstererek bunun bir tasvirini verir. Böylece birincil kuvvetten (fakirlik), ikinci güce (ask) nasil geçilecegini görmüs oluruz. Fakirlik için oldugu gibi “ask” kelimesiyle de hem klasik (Platoncu) ask metaforunun bir tekrarini, hem de bunun altüst edilmesini kastediyoruz: Platon’da ihtiyaç ve ask organik olarak birbiriyle iliskiliyken, bizse burada birinden digerine geçisi saglayan üretici devamlilik baginin (ve paradoksal olarak ontolojik siçramanin) anlasilmasi söz konusudur.Böylelikle tamamen olumlu bir dönüm noktasina variyoruz, zira fakirlik kisaca, varligin mümkün bir çogalmasina dogru bir açikligi, gerilimi ifade eder. Bedenlerin ve/veya ortak olanin sürecinin devamsizligina basit bir atif yapmanin, simdiye kadar bize sahici bir açiklik perspektifi saglamadigi açiktir –zira bu atif, sadece bizim kötü-olusumuza vurgu yapiyordu–, buradaysa aksine fakirligin ve askin kuvvetler, yani güçler olarak yeniden kesfi bize tutkulardan yola çikarak olumlayici bir kaçis hatti, varligin kendisini kat eden ve çokluk-yapmanin insa ettigi telos’un maddilestirilmesini görünür kilan bir geçis görmeyi sagliyor. Nitekim çokluk-yapmaya bir devamlilik (felsefe için kuramsal, hareketler için entelektüel ve militan bir devamlilik) kazandirmamiza yardim edecek olan da tam olarak budur.