Abdülbâkî Nâsır Dede, Hâşim Bey ve Hüseyin Sadettin Arel’in Müzikal Yaratımları Bağlamında Mâhur Makamının Serencamı; Düşünsel ve Tarihsel İzdüşümler


Kılıç E.

International Journal of Scientific and Technological Research, cilt.5, ss.57-69, 2019 (Diğer Kurumların Hakemli Dergileri)

  • Cilt numarası: 5 Konu: 5
  • Basım Tarihi: 2019
  • Dergi Adı: International Journal of Scientific and Technological Research
  • Sayfa Sayısı: ss.57-69

Özet

Günümüz Türk müziği ses dünyasının belirleyici renklerinden olan Mâhur duyumu, farklı toplumsallıklarda ve dönemlerde yaşamış olan müzik yaratıcılarının kendilerine has yaklaşımlar sergiledikleri estetik bir olgu olmuştur. Bu estetiğin niteliğini şekillendiren sâikler ise söz konusu toplumsal-dönemsel gerçekliklerle ilişkiler kuran bireysel varoluşlardır. Müzikal üretimleriylevarlıklarını ortaya koymuş ve bu itibarla öngörüsel hamlelerde bulunabilmiş olan Abdülbâkî Nâsır Dede (1765-1821), Hâşim Bey (1815-1868) ve Hüseyin Sadettin Arel (1880-1955) Mâhur makamını kendilerine has nüanslarla tanımlamışlardır. Nâsır Dede, Mâhur makamını, Yenikapı Mevlevîhânesi’nin anlam dünyasına ait olan lahn olgusunun sırlı dünyasında ele almış ve bu anlamda müzikal ses aralıklarının birbirleriyle ilişkilerini, nağme yapılarının mûsıkî üstadlarınca belirlenen işlevlerine göre düzenlemiştir. Hâşim Bey ise Mâhur makamını Tanzimat Dönemi bireyinin algılamaya ve kıyaslamaya başladığı Batı kültürünün müzikal ifade tarzı dahilinde ele almıştır. Buna göre Mâhur makamı bir yönüyle alafrangadaki sol majöre karşılık gelir. Bu bağlamda Hüseyin Sadettin Arel’e gelindiğinde Mâhur makamı artık majörün benzeri olan fakat majörden farklı olarak T-T-B-T aralıklarını haiz Çârgâh renginin hakim olduğu bir yapıdır. Arel için söz konusu aralıklar Cumhuriyet’in ulus-devlet vatandaşlarının çağdaş zihin ve duygu tanımlamalarına uyum sağlayabilecek müzikal malzemelerdir. Bu itibarla Mâhur makamı majörün etki sahasının dışında farklı tesirlere sahip bir yapı arz eder. Arel böylelikle Batı’nın majör-minörüne karşılık Türk müziğinin tabiattan sağlanan Çârgâh, Bûselik, Kürdî, Râst, Uşşâk, Hicâz gibi evrensilliğe namzet milli malzemelere sahip olduğunu iddia eder. Makale çalışması boyunca Mâhur makamı, düşünsel anlamda toplum ve birey olgularını içeren tarihselliğin şekillenmeye başladığı perspektiflerle etkileşim içerisinde, adı geçen müzik insanlarının yaratımları üçgeninde sorgulanmaktadır.