KÖTÜLÜK: 21.YÜZYILDA İNSANIN KÖTÜLÜĞÜ VE YALNIZLIĞININ YAZGISI


CERAN Y.

LACİVERT, ss.50-52, 2015 (Hakemsiz Dergi)

  • Basım Tarihi: 2015
  • Dergi Adı: LACİVERT
  • Sayfa Sayısı: ss.50-52

Özet

İnsanın kötülüğü ve yalnızlığının yazgısı

Ruy-i zeminde her yer kan içinde ve toprak kokusu, kan kokusuyla birlikte, perdelenen insanlığın ten kokusuna dönüştü. Bedenine her dokunduğunda taze kan ve toprak kokusu geliyor, oysa yeni duş almıştı ve parfümünü değiştirmişti.

Yaylagül Ceran KarataşSAYI:09 / Ocak 2015

İnsanın kötülüğü ve yalnızlığının yazgısı

Beşerin doğasına gömülen ve ancak insan olmakla arınılacak olan kötülük, kendini en iğrenç ve en acımasız haliyle 21'inci yüzyılda göstermeye başladı… Canlının insan oluşunu engelleyen ve tam da kalbinin ortasında, insan oluşunun merkezine yerleşmiş irinli bir çıban olan kötülük, kalbin her yerini kaplamış durumdaydı. İnsanın bu durumdan kurtuluşu için önünde iki yol vardı: ya kalbini söküp alacaktı ya da o çıbanı bütün acılara ve gör(e)(me)mezliğe rağmen kurutacaktı. Şimdi ne yapmalıydı insan, o tahammül edemediği kokudan/kötülükten kurtulmak için. Nasıl yol alacaktı? Kalbinin trajedileriyle yüzleşerek… Peki beşerin kalbindeki bu çıban ne zaman baş gösterdi? Yüzyıllarca Filistin'de, Suriye'de, Halep'te, Bosna'da, Ebu Garip'te, Guatemala'da, Auschwitz'de, Hiroşima'da, Engisizyon'da, 100 yıl savaşlarında, 30 yıl savaşlarında ve diğer birçoklarında yaşananlar insanın kalbindeki çıbanın şiddette, intikamda, işkencede, öfkede ve arzuda nasıl dışlaştığını apaçık göstermektedir. Aslında insanlık tarihini yüzyılımızdan başlayarak geriye doğru incelediğimizde, beşerin kalbindeki çıbanın köklerini İblis'in intikamında somutlaşan insanlığın ilk atasında görmekteyiz.