Dar Mekânda Geniş Zamanlar: Sabahattin Ali’nin Anlatılarında (Öykülerinde) Mahpushane İzleri


Creative Commons License

Koçak A.

RumeliDE Dil Ve Edebiyat Araştırmaları Dergisi Journal Of Language And Lıterature Studıes, ss.158-166, 2019 (Hakemli Üniversite Dergisi)

  • Basım Tarihi: 2019
  • Doi Numarası: 10.29000/rumelide.606103
  • Dergi Adı: RumeliDE Dil Ve Edebiyat Araştırmaları Dergisi Journal Of Language And Lıterature Studıes
  • Sayfa Sayısı: ss.158-166

Özet

Bütün varlıkların üzerinde yaşadığı yer olarak tanımlanan mekân, insan için de çok şey ifade

etmektedir. Çünkü insanoğlu var olandan beri bir mekân üzerinde yaşamakta ve ona şekil verme

uğraşı içinde bulunmaktadır. Başlangıçtan bugüne kadar coğrafya, doğal ve tarihsel olaylar, siyasi ve

ekonomik sebepler, bilimdeki gelişmeler, yeni icatlar ve teknolojik gelişmeler insanoğlunun mekânla

ilişkisinde zamanla değişikliklere sebep olsa da insan - mekân ilişkisini değiştirememiştir. Michel

Facoult’un “Başka Mekânlara Dair” adlı kuramsal eserinde de işaret ettiği gibi Ortaçağda,

Rönesans’ta ve sonrasında modern dönemde mekân anlayışı farklıdır. Hatta buna post-modern

dönemi de eklemek gerekir. Modern Türk edebiyatının önemli simalarından Sabahattin Ali’nin

genelde anlatılarında özelde ise öykülerinde, mekânın kapalı - dar ve açık-geniş şekilde kullandığı

görülür. Mahpushane devlet otoritesi ile inşa edilmiş kapalı - dar mekânlardır. Sabahattin Ali şu ya

da bu sebeple hapse düşmüş ve bu mekânları deneyimleyerek yaşamış birisidir. Bu makalede roman,

öykü, şiir gibi farklı türlerde eserler vermiş Türk edebiyatının önemli isimlerinden Sabahattin Ali’nin

öykülerinde genelde mekân, özelde ise hapishane konusunun nasıl işlendiği, yazarın bir şekilde

kaldığı bu mekânların eserlerine nasıl yansıdığı örneklerle açıklamaya çalışılacaktır.