Endülüs Tıbbı’nın Anadolu’daki Kabulü


Creative Commons License

YAVUZ M.

II. Uluslararası Türk Kültürü ve Tarihi Sempozyumu, İstanbul, Türkiye, 01 Kasım 2018, ss.53

  • Basıldığı Şehir: İstanbul
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayısı: ss.53

Özet

İnsanoğlunun yeryüzüne ayak bastığı andan günümüze değin gerek bireylerin gerekse bireylerin oluşturduğu ailelerin veya toplulukların beden sağlığını korumak amacıyla ilkel de olsa bir tıp ve ecza bilgisine ihtiyaç duyduğu kesindir. Bu cihetle ister küçük kabileler düzeyinde ister medeniyetlerin temsilcisi büyük devletler düzeyinde tıp ve eczacılığın nazari (teorik) ve amelî (pratik) yönlerini kapsayan bir bilgi kümesi diğer bilgi kümelerine veya bilimlere göre önceliğe sahiptir.

Orta çağ diye adlandırılan dönemde İslâm Coğrafyasında tıp ve eczacılığın dayandığı iki temel, Akdeniz-Mezopotamya havzasında neşet etmiş teoriler ve yöresel pratiklerdi. Bu anlamda Endülüs’te, -esasında nispeten daha Doğu’da ortaya çıkmış ve Maşrık Tıbbı olarak isimlendirilen tıp ve ecza bilgisi- bir müddet sonra gelişip evrilerek nispeten daha Batı’da, Mağrib Tıbbı olarak adlandırılan bir disiplin hâline geldi. Endülüs’ün meşhur tabiplerinden İbn el-Baytar (1197–1248), Mağrip’ten, Kitab el-Cami el-Mufredat el-Edviyye ve el-Ağziyye (Basit İlaçlar ve Gıdalar Hakkında Kapsayıcı Kitap) isimli eserini vereceği Maşrık’a göç etti. İbn el-Baytar’ın bu eseri, bir müddet sonra, Aydınoğulları Beyliği ve akabinde Osmanlı Devleti süresince farklı mütercimler tarafından Türkçe’ye tercüme edildi.

Bu çalışmada, Osmanlı Tıbbına Endülüs etkisini İbn el-Baytar’ın bir eseri üzerinden açıklamaya dönük genel bir çerçeve çizilecek olup, Anadolu’da niçin İbn Sina değil de İbn el-Baytar’ın eserinin bu kadar revaçta olduğu sorusuna cevap aranacaktır.