Osmanlı Devleti'nin Unutulmuş Sınırları ve Tarihî Coğrafyası: Bir Mekân Tasavvuru Olarak Afrikâ-yi Osmânî


Creative Commons License

TANDOĞAN M.

II. Türk İslam Siyasi Düşüncesi Kongresi, Kütahya, Türkiye, 26 Ekim 2017, ss.69-86

  • Basıldığı Şehir: Kütahya
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.69-86

Özet

Sultan II. Selim devrinde 1574’te Tunus’un Osmanlı topraklarına katılmasıyla birlikte “Garp Ocakları” adıyla yeni bir Osmanlı nizamının tesis edildiği bilinmektedir. Osmanlılar, bu süreçte sancak idari yapısını ve tımar sistemini Kuzey Afrika’nın çoğuna yayarak batıya ve doğuya doğru genişlemeyi sürdürdüler. Adeta İslâm devletinin sınır muhafızları (suğûr-i İslâmiyye ) konumundaki Garp Ocakları eliyle Batı Türklüğü’nün Afrika’da gerçek manada tesis edilmeye başladığı bu dönem, “Afrikâ-yi Osmânî” kavramının şekillenmesinde ilk nüveyi teşkil etmektedir. Tarihte ulus devletlerin olmadığı, egemenliğin topraktan ziyade insan üzerinde kabul gördüğü devirlerde Kuzey Afrika’ya ayak basan Osmanlıların, Avrupa ve Yakın Doğu’ya nazaran üstün konumda olmasının da verdiği avantajla Trablusgarp üzerinden Dersaâdet ile Afrika toplumları arasında kurulan doğrudan temasların, çok erken dönemlere kadar uzandığı anlaşılmaktadır. Nitekim Osmanlı Devleti, sömürgeci devletlerin aksine kıta coğrafyasında istimâlet politikası izlemiş, “insanı yaşat ki devlet yaşasın” düsturuyla hareket etmiştir. Bu bağlamda 19. yüzyılda ortaya konan ve Türk siyasi düşüncesinin bir nüvesi olan “Afrikâ-yi Osmânî” kavramı ele alınacak ve Osmanlı’daki zaman ve mekân tasavvuru betimlenecektir.

Anahtar Kelimeler: Osmanlı Devleti, Afrikâ-yi Osmânî, Garp Ocakları, Suğûr-i İslâmiyye.