SAĞLIK BİLİMLERİNDE AKADEMİK ÇALIŞMALAR-2019/2


Gelenli Dolanbay E.

OBEZİTE VE KADIN FERTİLİTESİ, Prof. Dr. Halit Demir,Doç. Dr. Meriç Eraslan,Dr. Öğr. Üyesi Ayhan Güler, Editör, Ivpe Cetinje, Montenegro, Podgorica, ss.110-124, 2019

Atıf İçin Kopyala
  • Basım Tarihi: 2019
  • Yayın Evi: Ivpe Cetinje, Montenegro
  • Basıldığı Şehir: Podgorica
  • Sayfa Sayısı: ss.110-124
  • Editörler: Prof. Dr. Halit Demir,Doç. Dr. Meriç Eraslan,Dr. Öğr. Üyesi Ayhan Güler, Editör

Özet

Obezite, latince çok yemek yiyen anlamına gelen “obere (obesusu)” sözcüğünden türemiş olup, vücutta aşırı miktarda yağ dokusunun bulunması olarak tanımlanmaktadır (Hammoud ve diğ. 2008). İnsanların vücut kitlesi kilogram cinsinden vücut ağırlığının, metre cinsinden boy uzunluğunun karesine oranlanması ile elde edilen rakamlara göre sınıflandırılmaktadır. Bu sınıflamaya göre vücut kitle indeksi (VKİ) 18,5- 24,9 kg/m2 arasında olanlar normal bireyleri oluştururken, 25-29,9 kg/m2 arasında olanlar hafif kilolu, 30-39,9 kg/m2arasında olanlar obez ve 40 kg/m2 ya da üzerinde olanlarda morbid obez olarak adlandırılır (Arslan ve Kadıoğlu 2010). Obezite prevelansının dünya çapında endişe verici artışı, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)’nün obeziteyi 21.yüzyılın en ciddi küresel sağlık sorunlarından biri olarak dikkate almasına yol açmıştır. DSÖ şişmanlık ve obeziteyi “sağlığa zarar veren anormal ya da aşırı yağ birikimi’ olarak tanımlamıştır. (Sirimi ve Goulis 2010, Lee ve Koren 2010). Dünyada ilk kez 1620 yılında Thomas Venner isimli araştırmacının yazılarında rastlanan obezite; bilinenin aksine sadece ABD gibi gelişmiş ülkelerde değil, gelişmekte olan ülkeler de dahil olmak üzere tüm dünyada epidemik bir sorun olmaya başlamıştır (Barnett 2005, Villamor ve diğ. 2006, Chavarro ve diğ. 2010, Jones 2011). yanlış beslenme, genetik, yaş, cinsiyet, aktivite yetersizliği, eğitim, gelir, ırk, sosyo-kültürel yapı, stres ve depresyon, sigara, alkol, ilaçlar, doğum sayısı ve doğum aralıkları yaygınlık oranındaki artışa etki etmektedir.. Eski çağlardan beri var olan obezite değişik dönem ve yörelerde gücün, kudretin, ihtişamın, zenginliğin ve hatta güzelliğin simgesi olmuştur. Ancak son yıllarda yol açtığı kronik sağlık sorunlarının mali ve ruhsal etkileri giderek daha çok fark edilmeye başlandığından, obezitenin bir hastalık olduğu ve tedavi edilmesi gerektiği kabul edilmektedir. Yapılan ampirik çalışmalar cinsiyet, meslek, medeni durum, gelir, gıda maliyeti, kent mimarisi, kadınların iş gücüne katılımları, kentleşme ve bölgesel farklılıkların obeziteyi etkilediğini göstermektedir Bir hastalık olarak obezitenin etiyolojisinde genetik, çevresel, nörolojik, fizyolojik, biyokimyasal, kültürel ve ruhsal pek çok etkenin birbiri ile ilişkili olması önlenmesi ve tedavisini son derecede güç ve karmaşık bir hale getirmektedir (Kanter ve Caballero 2012, Crosnoe 2007).