İflas Kararının Bölge Adliye Mahkemesi Tarafından Kaldırılması veya Yargıtayca Bozulması Üzerine Ortaya Çıkan Sorunlar


Büyük E. I.

Uluslararası Medeni Usul ve İcra- İflas Hukukundaki Güncel Gelişmeler Sempozyumu, İstanbul, Turkey, 10 February 2022, pp.1-3

  • Publication Type: Conference Paper / Summary Text
  • City: İstanbul
  • Country: Turkey
  • Page Numbers: pp.1-3

Abstract

İflas kararı, hüküm ve sonuçları itibariyle inşai nitelikte bir karardır. Kural olarak inşai hükümlerin ancak kesinleşmeleri itibariyle hukuki etkilerini doğuracakları kabul edilmekteyken İİK m. 165 düzenlemesi gereği iflasın tüm sonuçlarının hükümle birlikte ortaya çıkacağının belirtilmesi, iflas kararını inşai etki doğurma anı bakımından istisnai bir yere yerleştirmektedir. Asliye ticaret mahkemesi tarafından verilecek iflas kararı ile birlikte hem borçlu hem de iflas kararından hukuki durumu etkilenen alacaklılar açısından takip hukuku ve maddi hukuk bakımından önemli değişiklikler meydana gelmekte ve bu doğrultuda iflas tasfiyesi başlamaktadır. İflas takibi sonucunda açılan iflas davası sonucunda verilen iflas kararı aleyhine hem istinaf hem de devamında temyiz kanun yoluna başvurulması mümkünken, takipsiz (doğrudan doğruya) iflas yolu sonucunda verilen iflas kararı aleyhine, bu kararın bir çekişmesiz yargı kararı olması sebebiyle, yalnızca istinaf yoluna gidilebilecektir. Bu noktada iflas kararına karşı kanun yoluna gidilmesi halinde, istinaf ve temyiz incelemesi neticesinde iflas kararının Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kaldırılması ya da Yargıtay’ca bozulması üzerine iflas tasfiyesinin ve borçlunun hukuki durumunun nasıl etkileneceğinin ele alınması gerekir. Bu bağlamda iflas kararının bozulması - kaldırılması üzerine iflasla ortaya çıkan hukuki durumun tamamen mi ortadan kalkacağı, yoksa yalnızca icra muamelelerinin mi duracağı, iflas kararı aleyhine kanun yoluna başvurulması üzerine icranın durdurulması kararının alınıp alınamayacağı, hangi tedbirlerin devam etmesinin uygun görüleceği, iflas idaresinin görevinin devam edip etmeyeceği, bozma - kaldırma kararı üzerine verilebilecek direnme kararı üzerine iflasın hangi tarihte açılmış sayılacağı gibi cevaplandırılması gereken önemli fiili ve hukuki sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bahsettiğimiz bu sorunlara cevap üretilmesi bakımından esasen yargı kararlarında da bir yeknesaklığın ya da kati bir görüşün olmadığı tespit edilmiştir. Sayısı çok fazla olmayan yargı kararları incelendiğinde Yargıtay daireleri tarafından benzer vakalar bakımından farklı kararların verildiği görülmektedir. Çalışmamızda Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay’ın iflas kararını ortadan kaldırması üzerine ortaya çıkması muhtemel hukuki sorunlar ortaya konulacak ve bu sorunlar irdelenerek bunlarla ilgili çözüm önerileri karşılaştırmalı hukuk düzenlemeleri de göz önüne alınarak sunulmaya çalışılacaktır.