İlişkiselliğin İki Yönü: Şehir ve Beden


CERAN KARATAŞ Y.

İDEALKENT, cilt.9, no.2, ss.456-484, 2018 (Diğer Kurumların Hakemli Dergileri)

  • Cilt numarası: 9 Konu: 24
  • Basım Tarihi: 2018
  • Dergi Adı: İDEALKENT
  • Sayfa Sayısı: ss.456-484

Özet

Şehir ve beden arasındaki ontolojik ve estetik bağ, tarihsel süreç içinde özellikle modern batıda bilim, ekonomi, politika ve sanat alanlarında yaşanan büyük değişimlerle mekanik ve anlamsız bir yapıya dönüşmüştür. Mimarların ve şehir plancılarının “yeni şehir” tasarımlarında bu dönüşüm açıkça görülmektedir. Sennett’in de belirttiği gibi, kutsal, gelenek ve modernite arasındaki çatışmada ‘genel beden dili şehir mekanına tercüme edildiğinde tuhaf bir yazgıyla karşı karşıya kalınmıştır.’ Bu yazgı bedenin nasıl algılandığıyla bağlantılı olarak şehirlerin nasıl kurgulandığının da bir göstergesi olmuştur. Bu çerçevede ‘İlişkiselliğin iki yönü: Şehir ve Beden’ adlı çalışmamızda Antikçağ Atina’sı, Ortaçağ Roma’sı, Rönesans ve sonrası Venedik’i, Yeniçağ Paris’i ve içinde bulunulan yüzyılda modern ve postmodern şehirleri inceleyerek 20.yy’da insana-bedene ilişkin kabullerin şehirlerin yapılandırılması konusunda nasıl bir imaj oluşturduğunu tartışmaya açacağız. Buradaki temel kabulümüz ‘şehirler, mekanik-statik mekanlar değil, tıpkı insanlar gibi onto-antropolojik yapıyı temsil eden dinamik mekanlardır.’ Bu yargıyı felsefi antropoloji ve şehir planlama yaklaşımları çerçevesinde günümüz küresel şehirlerin arka planında yer alan beden imajına dair sorularımızı şehir ve beden ilişkisinde tartışmaya açarak temellendireceğiz.

 

In the history of the western modern era, which faced with drastic changes in science, economy, politics, and art  perspectives, ontological and an aesthetical correlation between city and body turn into a mechanic and meaningless structure. This changing is clearly seen “new city designs” of architects and city planners. Conflicted between sacred, tradition and modernity creates strange meaning about body and city relations as Sennett said: “there is a strange destiny when body language has been translated city space”. This destiny signified that perceiving body is how the city is perceived. In this article, Two Sides of Relationality: Body and City, we discuss how body images translate into city plans while inquiring the Ancient Athen, the Middle Age Roma, the Renaissance Venice, the New Age Paris, and Modern-Postmodern cities in the context of 20th century.  Our argument is “cities have an onto-anthropologic dynamic space rather than mechanic-static spaces”. We bring this idea up for discussion via philosophical anthropology and city planning theories in terms of understanding of body imaginations which underlies background of global cities.