Osmanlıyı Tanımak: Osmanlı-İspanya İlişkilerinde Yeni Dönem ve “1784 Yılında İstanbul’a Seyahat” Kitabı


BAL F.

13. Uluslararası Osmanlı Sosyal ve Ekonomik Tarihi Kongresi, Alcala De Henares, İspanya, 01 Ekim 2013, ss.61-62

  • Basıldığı Şehir: Alcala De Henares
  • Basıldığı Ülke: İspanya
  • Sayfa Sayısı: ss.61-62

Özet

XVIII. yüzyılın başlarından itibaren, Osmanlı ve İspanya devletleri arasında yakınlaşma başladı. Eski rekabetin bu yüzyılın başlangıcında kırılmasında uluslararası alanda ortaya çıkan gelişmelerin önemli rolü oldu. Bu süreci dünyada özellikle de Batı Avrupa’da siyasî ve iktisadî alanda ortaya çıkan değişmelerden bağımsız olarak düşünmek mümkün değildir. İki tarafın da uluslararası alanda ortaya çıkan değişime uyum sağlaması gerekiyordu. Üstelik İngiltere, Fransa, Hollanda gibi Avrupa devletleri yaptıkları antlaşmalar sayesinde Osmanlı pazarlarında doğrudan ticarî faaliyetlerde bulunabilirken İspanya, Osmanlıya ulaşabileceği bir anlaşmaya henüz sahip değildi. XVIII. yüzyılın başında İspanya’da hanedanın el değiştirmesi ve Borbonların tahta varis olmasıyla dış politikada yeni eğilimler ortaya çıktı. Tahtın yeni varisleri genel olarak İslam dünyasıyla ve özelde Osmanlı Devletiyle antlaşma yapmanın yollarını aramaya başladılar. Borbonların amaçlarının başında devletin idarî ve ekonomik yapısının güçlendirilmesi ve sadece kolonilerden gelen Amerikan gümüşüne dayanmayan bir yapı kurulması vardı. Ticareti geliştirebilmek ve ekonomiyi Amerikan gümüşüne bağımlı olmaktan kurtarabilmek için başta Osmanlı Devleti olmak üzere İslam dünyasıyla dostane ilişkiler kurmak ve ülkenin Akdeniz kıyılarında korsanların etkisini azaltmak önemli hale gelmişti. Osmanlı Devletiyle varılacak bir antlaşma neticesinde İspanya, doğrudan ticaretin faydalarından yararlanmakla kalmayacak Kuzey Afrika kıyılarından ticarî aktivitelerine ve kıyılarına karşı gerçekleşen saldırılardan korunacaktı. Antlaşma, İslam dünyası ile ekonomik ilişkileri geliştirecek ve ticaretin güvenli bir şekilde yapılmasının sağlanmasıyla iç ve dış pazarlarda canlanma meydana getirecekti. İspanyolların, Osmanlı Devletiyle bir barış ve ticaret anlaşması gerçekleştirme arzuları, III. Carlos’un krallığı döneminde gerçekleşme zemini buldu. Napoli kralı olduğu dönemde Osmanlılarla bir ticaret antlaşması yapmayı başaran III. Carlos, İspanyol tahtına geçince aynı anlaşmayı İspanya ile Osmanlı devleti arasında da yapmak istedi. Uzun uğraşlar sonucu antlaşma girişimleri başarıya ulaştı ve 1782 yılında İspanya ve Osmanlı devletleri arasında bir barış ve ticaret antlaşması imzalandı. Barış antlaşmasının çatışmayı sona erdirmesiyle her iki tarafın birbirlerini anlama çabaları başladı. Önceki yüzyıllarda elçiler, casuslar, esirler veya dolaylı yollarla gelen bilgilerin yerini Osmanlı topraklarına seyahat düzenleyen memurların, seyyahların ve bağımsız yazarlarının aktardığı bilgiler almaya başladı. Antlaşma sonrası ortaya çıkan ilk eserler İstanbul’a giden İspanyol görevliler tarafından kaleme alındı. Çalışmaların üslûbu ve amacı dönemin siyasî ve iktisadî politikalarıyla yakından ilişkiliydi. Bu eserlerden ilki Gabriel de Aristizábal’ın antlaşma sonrası, 1784 yılında İstanbul’a yaptığı seferde ortaya çıktı. José Moreno bu yolculukta Osmanlı Devleti hakkında rapor yazmakla görevlendirilmişti. Böylece “1784 Yılında İstanbul’a Seyahat” başlıklı çalışma kaleme alındı. Eser, III. Carlos’un ve onun Başnazırı Floridablanca’nın Akdeniz politikalarıyla yakından bağlantılıdır. Bu nedenle, 1784 Yılında İstanbul’a Seyahat kitabının içeriğine bağlı kalmak koşuluyla, İspanyol gözüyle Osmanlı Devleti’nin nasıl tanımlandığı bu çalışmanın konusunu teşkil etmektedir. Uluslararası alanda değişen siyasî ve iktisadî koşullar nedeniyle iki imparatorluğun birbirlerine yakınlaşma istekleri, birbirlerinden beklentileri ve barış süreciyle ortaya çıkan yeni dönemin Osmanlı-İspanya ilişkilerinde ne gibi sonuçlar doğurduğu konunun sınırları içerisinde ele alınacaktır.