Aristotle's Dunamis Transformed: On Avicennas Natural Isti'dâd and tahayyu'


ÜÇER H. İ.

NAZARIYAT-JOURNAL FOR THE HISTORY OF ISLAMIC PHILOSOPHY AND SCIENCES, cilt.2, ss.37-76, 2015 (Diğer Kurumların Hakemli Dergileri)

  • Cilt numarası: 2 Konu: 3
  • Basım Tarihi: 2015
  • Dergi Adı: NAZARIYAT-JOURNAL FOR THE HISTORY OF ISLAMIC PHILOSOPHY AND SCIENCES
  • Sayfa Sayıları: ss.37-76

Özet

İbn Sînâcı isti‘dâd ve teheyyu’ teorisi, onun doğa felsefesinin en önemli unsurlarından biri olduğu ve Aristotelesçi dunamis anlayışına nispetle önemli yenilikler barındırdığı hâlde ikincil literatüre neredeyse hiç konu edilmemiştir. İbn Sînâcı isti‘dâd teorisine dair doğru bir anlayışa ulaşmak üzere, bu makale, söz konusu kavramları İbn Sînâcı zâti ve isti‘dâdî imkân ayrımıyla ilişki içerisinde ele almakta ve İbn Sînâcı doğal isti‘dâd teorisinin Aristotelesçi dunamise nispetle ne tür dönüşümler gerçekleştirdiği sorusuna cevap aramaktadır. Bu bağlamda İbn Sînâ’nın Aristoteles’in Yunanca-Arapça tercümelerinde görmemizin mümkün olmadığı isti‘dâd ve teheyyu’ terimlerini kullanırken, sadece yeni bir bilimsel jargona mı geçtiği, yoksa bu terimleri kullanmasına neden olan yeni bir kavramsal çerçeveye mi sahip olduğu meselesi; Aristoteles’in dunamis-heksis ayrımı, Afrodisiaslı İskender’in doğal güçler teorisi ve nihayet epitêdeiotês teriminin Yeni-Eflâtuncu şarihler Simplikios ve Filoponos’un elinde kazandığı anlamlarla karşılaştırmalı olarak tartışılmaktadır. Buna göre İbn Sînâcı isti‘dâd ve teheyyu’ fiile yönelik tam bir münasebet anlamını ifade eder ve Aristotelesçi dunamis-heksis teorisinde iki önemli dönüşüm gerçekleştirir. Bunlardan birincisi, doğal güçlerin birinci bilkuvvelikten birinci bilfiilliğe geçişi (oluş) esnasındaki farazi zorunluluğu ortadan kaldırır ve “bilkuvvelik, şartlar uygun olduğu ve engel bulunmadığı sürece hareket aracılığıyla zorunlu olarak bilfiil hâle gelir” önermesini, “bilkuvvelik, şartlar uygun olduğu ve engel bulunmadığı sürece, hareketler aracılığıyla özelleşerek fiile yönelik tam bir münasebet elde eder” şekline dönüştürür. İbn Sînâ’nın yarattığı ikinci dönüşüm ise doğal heksis anlayışıyla ilgilidir ve birincisinin gereği olarak ortaya çıkar. Burada İbn Sînâ, sınır seviyedeki nitelikler olan ve hiçbir şekilde fiille özdeşleşmeyen isti‘dâdların fiil ertesindeki tahakkukundan ibaret olan hey’etleri fiilden keskin bir şekilde ayırır ve onları akledilir suretlerin duyulur gereklerine dönüştürür. Her iki durumun ortak noktası, gücün, kaynağını Akıl’da bulan akledilir ilkeye bağlı olarak bilfiillik kazanması ve bizatihi kâbilin hiçbir şekilde zorunluluk ima etmemesidir.

Avicennan theory of isti‘dâd ve tahayyu’ is one of the most important components of Avicenna’s natural philosophy and this theory achieves important revisions on Aristotelian conception of dunamis, but up to now re­ceived little attention in the secondary literature. In order to arrive at a correct understanding of Avicenna’s theo­ry of isti‘dâd, this article analyzes the aforementioned concepts in relation to the division of essential possibility and possibility in the form of propensity and tries to find an answer to the question “what types of transformations the concept have undergone in comparison to the Aristotelian dunamis?”. In this context, questions on whether the usage of the terms isti‘dâd and tahayyu’, which cannot be found in Greek-Arabic translations of Aristotle’s texts, points to a simple passage to a new scientific terminology or there occurred a new conceptual framework and it forced introduction of such new vocabulary are discussed in comparison to Aristotle’s division of dunamis-heksis, Alexander of Aphrodisias’ theory of natural powers and eventually Simplicius’ and Philoponus’ Neoplatonic con­ception of epitêdeiotês.