Legal Aspect Of Marmara Sea Pollution: Management - Audit - Sanction


Akıncı M., Ocak K.

Legal Hukuk Dergisi, vol.19, no.23, pp.2945-2986, 2021 (Peer-Reviewed Journal)

  • Publication Type: Article / Article
  • Volume: 19 Issue: 23
  • Publication Date: 2021
  • Journal Name: Legal Hukuk Dergisi
  • Journal Indexes: TR DİZİN (ULAKBİM)
  • Page Numbers: pp.2945-2986

Abstract

The protection of the environment, which is guaranteed as a right in the Constitution, imposes responsibilities on both the administration and the individuals. However, as stated in the Environmental Law, environmental protection is primarily the duty of the administration. Prevention of marine pollution is also part of the administration's duty to protect the environment. As in environmental pollution in general, in marine pollution, the difficulty in detecting or defining pollution is one of the major problems faced by judicial bodies. This diversity, which is reflected in the decisions of the Council of State, shows that marine pollution can occur in many different ways. The administration is responsible for the prevention of such pollution that occurs in various ways. Although this responsibility is generally stated in the Environmental Law, the rare detailed provisions regarding the obligation of the administration to prevent marine pollution in various laws and regulations apart from this law. The determination of the general framework of these provisions will provide an understanding of the task sharing within the administration

at the point of preventing pollution. In addition to making regulations for the protection of the environment, it can be said that the administration has two different duties: preventing pollution through the necessary inspections and imposing post-pollution sanctions.

Anayasa’da bir hak olarak güvence altına alınan çevrenin korunması, hem idareye hem de bireylere bu konuda sorumluluklar yüklemektedir. Ancak, Çevre Kanunu’nda da belirtildiği üzere çevrenin korunması başta idarenin görevidir. Deniz kirliliğinin  önlenmesi de idarenin çevreyi koruma görevinin bir parçasını teşkil etmektedir. Genel olarak çevre kirliliğinde olduğu gibi deniz kirliliğinde de, kirliliğin tespit edilmesi ya

da tanımlanmasındaki zorluk yargı organlarının karşılaştığı önemli sorunlardan biridir. Danıştay kararlarına yansıyan bu çeşitlilik, deniz kirliliğinin çok farklı şekillerde ortaya çıkabileceğini göstermektedir. İdare, çeşitli şekillerde oluşan söz konusu kirliliğinin  önlenmesinden sorumludur. Bu sorumluluk,  Çevre Kanunu’nda genel olarak belirtilmişse de bu kanun dışında çeşitli kanun ve düzenlemelerde idarenin deniz kirliliğini önleme yükümlülüğüne ilişkin ayrıntılı hükümler yer almaktadır. Bu hükümlerin genel çerçevesinin belirlenmesi kirliliğin önlenmesi noktasında idare içindeki görev paylaşımının anlaşılmasını sağlayacaktır.  Çevrenin korunmasına yönelik düzenlemelerin yapılmasının yanı sıra idarenin gerekli denetimlerin yapılması yoluyla kirliliğe engel olmak ve kirlilik sonrası yaptırımlar uygulamak şeklinde iki farklı görevinin olduğu söylenebilir.